Pazartesi, Mayıs 20, 2024

Bunlara da göz atın

İlgili içerikler

Atopik Dermatitte Deri Mikrobiatamız ve Deri Bariyerimiz Arasında Etkileşim Var Mıdır?

Atopik dermatit (AD) en sık gözlenen kronik eflamatuar cilt hastalığıdır. Farklı hipotezlerle nedeni açıklanmaya çalışılmaktadır.

AD’de deri bariyerin sağlamlığının rolünün olduğu oldukça kabul görmektedir. Bozulmuş epidermal yapının değişimi ve yağlarının azalması gibi nedenler deri bariyeri hasarına neden olabilir. Benzer şekilde proteinlerin oluşturduğu kompleks yapıların bariyerin sağlamlığında önemli fonksiyonları vardır. Özellikle deri bariyerinde görev alan filaggrin proteini ile ilişkilendirilen genetik mutasyonlarda AD gelişimi riskinin arttığı gösterilmiştir.

Değişmiş Mikrobiomun Bariyet Hasarına Etkisi

Lederberg tarafından 2001 yılında tanımlanmış olan mikrobiom, “kommensal, simbiyoz ve patojen mikroorganizmalardan oluşan ekolojik topluluğun vücudumuzda yer alması” olarak ifade edilmiştir.

AD’de deri enfeksiyonlarının rol oynadığı düşünülmektedir. AD hastalarının %99’unun ciltlerinde Stafilokokus aureus (S. Aureus) olduğu gösterilmiştir. Sadece lezyon bölgesinde değil lezyon olmayan bölgelerde de yüksek oranda S. Aureus olduğu gösterilmiştir. S. Aureus süperantijenlerinden dolayı deri bariyerinde görev alan filaggrin (FLG) proteininin salınımında azalma ve deride enflemasyonu arttıracak sitokinlerin salınımında artma olduğu rapor edilmiştir.

Immünite düzensizliği ve epidermal bariyer hasarı arasında kompleks tartışma : Tavuk mu Yumurta mı?

AD’de deri bariyeri ve immün düzensizlikler arası ilişki karışıktır. Sitokin dengesizliğiin keratinosit farklılaşmasında ve diğer bariyer fonksiyonlarda etkisi vardır. Geçtiğimiz yıllarda yapılan çalışmalarda AD’de deri FLG salınımının azalması ile enflamatuar etki gösterilmiştir. FLG eksikliği deri mikrobiyatasında düzensizlik ile birlikte AD’si olan hastalarda daha fazla deri enfeksiyonuna yol açabilir. Tüm bunlar değerlendirildiğinde gelişen veriler immünite ve bariyer anormalllikleri arasında bir çok bağlantı göstermektedir. Bu bakış açısı bariyerin düzenlenmesi ile inflamatuar etkileri iyileştirebilir.

Lezyonsuz AD Derisi Immünite Düzensizlikleri ve Bozulmuş Bariyer İle Karakterizedir

Lezyonsuz atopik ciltlerde bağışıklık hücrelerinden T-hücre infiltrasyonu gösterilmiştir. Normal deriye göre lezyonlu veya lezyonsuz atopik ciltlerin anormal deri bariyerine sahip olduğu gösterilmiştir. Hem lezyonlıu hem lezyonsuz atopik ciltlerde kserosiz gözlenmektedir. Deri seramidlerinde azalma, pH dalgalanmaları, FLG mutasyonlarının kserosize neden olabileceği düşünülmektedir.

Atopik Dermatitte Gözlenen Lezyonsuz Atopik Cildin Klinik ve İmmünobiyolojik Farklılıklar ve Proaktif Tedavi Rasyoneli

Uzun dönem AD tedavisinin temel hedefi deri bariyer bozukluğun ve immün düzensizliklerin dengelenmesidir. Geleneksel uzun dönem AD tedavisinde yaklaşım yumuşatıcı ve anti-enflamatuar topikal ürünlerin kullanımıdır.

Ancak son yıllarda akut alevlenmeler sonrasında da takip rejimi önerilmektedir. Bu rejimde uzun dönemde cilde antienflamatoar ve yumuşatıcı topikal ürünler uygulanılması önerilmektedir.

Sonuç olarak geleneksel AD tedavisi daha çok reaktiftir, ancak yayınlanmış veriler değerlendirildiğinde uzun dönem remisyonun sağlanabilmesi, alevlenmelerin sıklığının azalabilmesi ve subklinik inflamasyonun azalması için proaktif yaklaşım kullanılmalıdır.

Değerlendirme : Dr. Güvenç Koçkaya

Kaynak Çalışma : Mark Boguniewicz and Donald YM Leung, Atopic Dermatitis: A Disease of Altered Skin Barrier and Immune Dysregulation, mmunol Rev. 2011 July ; 242(1): 233–246.

Popüler Gönderiler