Beyin – vücudumuzun merkezi “kontrol birimi”, hatıraların ve duyguların deposudur. Tarih boyunca, filozoflar, beynin bizi insan yapan soyut olmayan özü bile taşıyabileceğine inanmışlardır.

Sizin için beynimiz hakkında bilmeniz gereken 7 önemli bilgiyi derledik.

1. Beynimiz ne kadar büyük?

Beyin büyüklüğü, büyük ölçüde yaşa, cinsiyete ve genel vücut kitlesine bağlı olarak  değişir. Bununla birlikte, çalışmalar yetişkin erkek beyninin ortalama 1,336 gram ağırlığında olduğunu, yetişkin kadın beyninin ise 1,198 gram ağırlığında olduğunu ileri sürmüştür.

Boyutlar açısından, insan beyni en büyüğü değildir. Balinaların yer yüzünde en büyük beyne sahip olduğu bilinmektedir.

Ancak, Dünya üzerindeki tüm canlılar arasından, insan beyinleri, elektrik ve kimyasal sinyallerle bilgi depolayan ve ileten özel hücreler olan en büyük nöron sayısına sahiptir.

Geleneksel olarak, insan beyninin yaklaşık 100 milyar nöron içerdiği söylenir, ancak son araştırmalar bu sayının doğruluğunu sorgulamıştır.

Bunun yerine, Brezilyalı nörobilimci Suzana Herculano-Houzel, bağışlanan insan beynini sıvılaştırmak ve onları net bir çözüme dönüştürmek için bir yöntem kullanarak, bu rakamın 86 milyar nörona yakın olduğunu keşfetmiştir.

2. Beyin ne yapar?

İnsan beyni, omuriliğin yanı sıra merkezi sinir sistemini de oluşturur. Beynin kendisi üç ana bölümden oluşmaktadır:

Beynimizin en büyük kısmı olan ve kafatasının çoğunu dolduran beyin; bilinçli düşünce, karar verme, bellek ve öğrenme süreçleri, iletişimi ve algılanması için çeşitli görevlerden sorumlu olan serebral korteksi (uzun bir olukla ayrılmış bir sol ve sağ yarıküre) ve diğer küçük yapıları barındırır.

Beyin sinir hücrelerini, nöronları ve beyin sağlığını koruyan nöron olmayan hücreleri ve küçük kan damarlarını içeren gri ve beyaz maddeyi içeren yumuşak dokudan yapılır.

Yüksek su içeriğine ve büyük miktarda (yaklaşık yüzde 60) yağa sahiptir.

3. Beynimiz Ne Kadar Enerji Tüketir?

İnsan beyninin çok büyük bir organ olmadığı gerçeğine rağmen, işleyişi çok fazla enerji gerektirir.

İnsan beyni vücut kütlesinin yalnızca yüzde 2’sini oluşturmasına rağmen, vücudun günlük olarak çalışması için gereken enerjinin yüzde 25’ini kullanmaktadır.

Sıçan modelleri üzerine yapılan çalışmalara dayanarak, bazı bilim adamları, bu enerjinin çoğunun süregelen düşünce ve bedensel süreçleri sürdürmek için harcandığını belirtirken, bir kısmının muhtemelen beyin hücrelerinin sağlığına yönelik harcandığını öne sürmüşlerdir.

Ancak, bazı araştırmacılara göre, beynin görünüşte açıklanamayacak şekilde, herhangi bir hedefe yönelik faaliyetlerde yer almadığı zaman, “dinlenme durumu” olarak bilinen zamanda çok fazla enerji harcadığı belirlenmiştir.

4. Bitmeyen Soru Beynimizin ne kadarını kullanıyoruz?

Uzun süren bir şehir efsanesine göre, insanların tipik olarak beyin kapasitelerinin sadece yüzde 10’unu kullandığı gösterilmiş ve diğer yüzde 90’ı nasıl ele geçireceğimizi bulabilirsek, inanılmaz yeteneklerin kilidini açabiliriz.

Beynimizin sadece yüzde 10’unu kullandığımız fikri bir efsanedir. Aslında beynimizin çoğunu neredeyse her zaman kullanıyoruz.

Bu efsanenin nereden kaynaklandığı ve ne kadar hızlı yayıldığı belirsizliğini korurken, bir zamanlar henüz sahiplenilmemiş beyin gücüne girebileceğimiz fikri kesinlikle çok çekici.

Fakat beyin taramaları, uykudayken bile her zaman beynimizin neredeyse tamamını kullandığımızı gösterdi – aktivite modelleri ve bu aktivitenin yoğunluğu, ne yaptığımıza ve ne durumda olduğuna bağlı olarak farklılık gösterebilir.

Bir göreve girdiğinizde ve bazı nöronlar bu göreve girdiklerinde bile, beyninizin geri kalanı başka şeyler yapmakta, bu yüzden, bir problemin çözümü, henüz bir sorunun çözümlenememesinden sonra ortaya çıkabilir.

5. Sağ veya sol beyinli?

Sağ beyinli veya sol beyinli misiniz?

Bunun kişiliğiniz hakkında da etkileri vardır: iddialara göre, sol beyinli insanların daha matematiksel olmaya eğilimli ve analitik olmaları gerekirken, sağ beyinliler daha yaratıcıdır.

Ama bu ne kadar doğru? Bir kez daha cevap, korkarım, “hiç de” değil. Yarım kürelerimizin her birinin biraz farklı rolleri olduğu doğru olsa da, bireylerin aslında kişiliklerini ve yeteneklerini yöneten “baskın” bir beyin yanı yoktur.

Bunun yerine, araştırmalar, insanların her iki beyin yarım küresini aynı ölçüde eşit ölçülerde kullandığını ortaya çıkarmıştır.

Ancak doğru olan, beynin sol yarım küresinin dil kullanımıyla daha çok ilgili olduğu, sağ yarım kürenin ise sözel olmayan, iletişimin karmaşıklığına daha fazla uygulandığıdır.

6. Beyin yaşla nasıl değişir?

Yaşlandıkça, beynimizin parçaları doğal olarak büzülmeye başlar ve yavaş yavaş nöronları kaybederiz. Frontal lob ve hipokampus – bellek oluşum ve geri çağırma gibi bilişsel süreçleri düzenleyen iki anahtar beyin bölgesi, 60 ya da 70 yaşımızda büzülmeye başlar.

Yaşlandıkça, nöronları kaybetmeye başlarız. Ancak yeni araştırmalar, yetişkin beyinlerinin de yeni hücreler üretebileceğini gösteriyor.

Bu, doğal olarak yeni şeyler öğrenme ya da aynı zamanda birkaç görevi yerine getirmenin, daha öncekinden daha zorlu hale gelmeye başlayabileceği anlamına gelir.

Bununla birlikte, bazı iyi haberler de var. Çok uzun zaman öncesine kadar, bilim adamları, nöronları kaybetmeye başladığımızda,  yeni beyin hücrelerini yaratamayacağımıza ve kendimizi buna hazırlamamız gerektiğine inanıyordu.

Ancak, bunun doğru olmadığı ortaya çıkıyor. Birleşik Krallık’taki King’s College Londra’dan araştırmacılar, hipokampüsün yeni hücreler üretmesi açısından yetişkin beyninde çok önemli bir rol oynadığını açıkladı.

Yetişkin beyninde yeni sinir hücrelerinin oluşturulduğu süreç, nörojenez olarak adlandırılır ve araştırmacılara göre, tahminler, ortalama bir yetişkin insanın “hipokampüste günde 700 yeni nöron” üreteceğini ileri sürmekte.

Bu, orta yaşa vardığımızda, bu beyin bölgesinde geçirdiğimiz tüm nöronları hayatımızın başlangıcında yetişkinlik döneminde ürettiklerimizle değiştireceğimizi gösteriyor.

7. Algı ‘kontrollü bir halüsinasyon mu?’

İnsan beyninin büyük bir gizemi, bilinç ve gerçeklik algımızla bağlantılıdır. Bilinç çalışmaları, bilim adamlarını ve filozofları benzer şekilde etkilemiştir ve bu fenomenin anlaşılmasına daha yakın bir şekilde inmeye devam etsek de, hala öğrenilmesi gereken daha çok şey vardır.

Birleşik Krallık’ta Sussex Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu ilgi çekici sürecin, beynimizin ürettiği bir tür “kontrollü halüsinasyon” üzerine olduğunu ileri sürdü.

“Algı – orada ne olduğunu anlamak – beynin bu duyusal sinyalleri, dünyanın, bu sinyallere neyin yol açtığının en iyi tahminini oluşturma şeklindeki inanç beklentileri ile birleştirdiği, bilinçli bir tahmin süreci olmalıdır.”

Araştırıclara göre, şeylerin bilincimize karşı algılarını iletirken, beynimiz çoğu zaman, şeylerin “nasıl olacağını” temel alarak “bilinçli tahminler” dediğiniz şeyi yapar.

Bu, resimde görülen ışığın nasıl olduğunu düşündüğümüze göre, farklı bir renk kombinasyonu görebildiğimiz, bir dönem medyada tartışılan “mavi ve siyah veya beyaz ve altın rengi elbise” de dahil olmak üzere birçok optik yanılsamanın esrarengiz etkisini açıklıyor.

MedicalNewsToday, Seven (or more) things you didn’t know about your brain, 2018