Doğanın Çağrısına Kulak Ver : Fitoterapi – Tıbbi Bitkilerin Tarihçesi MÖ 3000 – MS 1500

İnsanlık tarihiyle birlikte hastalıklar, hastalıklarla birlikte bitkiler var oldu. Hastalıklardan kurtulmak için insanlar, çeşitli yollara başvurdu.

‘’Hiçbir dert yoktur ki; dermanı olmasın’’ inancıyla doğaya yöneldi. Doğada aradı, derdinin dermanını, önceleri deneme yanılma yöntemiyle ve hatta çok kayıplar vererek bitkilerin tıbbî özellikleri keşfedildi ve tedavide kullanıldı.

Zaman ilerledikçe insanlığın ortak mirası da arttı ve bitkiler tedavinin vazgeçilmez unsuru oldu. Modern çağa gelindiğinde bilim ve teknolojinin ilerlemesiyle; önceleri tıbbî bitkiler ve doğa geri planda kaldı. Ama yakın zamanlarımızdan itibaren insanlık tekrar doğaya/ doğal olana ve tıbbî bitkilerin doğrudan kullanılmasına yöneldi. Kimi sağlığı korumada ucuz yöntem diye, kimi daha sağlıklı diye. İşte doğanın insanlığa armağanı tıbbî bitkileri, geçmişi ve bugünüyle sizlere sunmaya çalışacağım.

Hakkari’nin güneyinde yer alan “Şanidar mağarasında ortaya çıkartılan Neanderthal mezarlar içinde bulunan bitki örnekleri Anadolu insanının Yontma taş (Paleolitik) çağından (yaklaşık MÖ 50 bin yılları) beri bitkileri tedavi maksadıyla kullandığını göstermektedir. Ninova kitaplığında saklanmış tabletler, MÖ 3000 yıllarına kadar uzanan ve Mezopotamya (Fırat ve Dicle arasındaki topraklar)’da kurulan; Sümer, Akad ve Asur uygarlıklarında tedavinin rahip hekimler tarafından sihir ve ilaç yardımıyla yapıldığını kanıtlamaktadır. İlaçların önemli bir kısmı bitkisel droglar ile hazırlanmıştır.

Anadolu ve Mezopotamya’da daha sonra kurulmuş olan Hitit uygarlığı hakkındaki bilgiler ise, Boğazköy’de bulunan Hitit arşivinden çıkarılan tabletlere dayanmaktadır. Buna göre Hititlerin; hastalığı, tanrının insanları cezalandırması olarak kabul ettiği ve bunun için de tedavide bitkisel ilaçlarla birlikte sihre de başvurdukları anlaşılmaktadır. Bu dönemde Çin ve Hindistan’da da Mezopotamya uygarlığına paralel olarak bitkisel tedavide gelişmeler kaydedilmiştir. Eski Mısır uygarlığı tıbbına ait bilgilerimizin temeli ise, MÖ 1550 yıllarında yazıldığı tahmin edilen ve bir mumyanın bacakları arasında bulunan Eber papirüslerine bağlıdır. Yaklaşık 800 adet bitkiden bahsedilen belgelerde; bu bitkilerin hastalıklarda, ayinlerde ve mumyalamada kullanımlarından bahsedilmektedir.

Mezopotamya ve Mısır uygarlığından etkilenerek oluşan Grek (Yunan) uygarlığı döneminde tedavi ve bitkisel droglar hakkında çok önemli eserler yazılmıştır. Tıbbî bitkiler ile ilgili dönemin en önemli şahıslarından Hipokrat (MÖ 460-377)’ın ünü günümüze kadar da gelmiş ve doktor adaylarının mesleklerini onurla uygulayacaklarına dair tarih boyunca “Hipokrat yemini” ettikten sonra diplomalarını almışlardır. Hipokrat’ın 150 kadar eseri vardır ve bu eserlerinde yaklaşık 400 adet bitkisel ilaçtan bahsetmektedir. Roma ve Bizans imparatorlukları döneminde hastalıklar, tanrının cezalandırması olarak kabul edildiğinden ve tanrının işine karışmamak adına tedaviye pek önem verilmediği görülür. Yine de Bizans döneminde; tıbbi bitkilerle ilgilenmiş ve bilgilerini “ilaçlar bilgisi” adlı eserde toplamış Dioscorides ile Galen isimli 2 ünlü hekim mevcuttur. Bu dönemden İslam uygarlığına geçiş sürecinde bitkilerle tedavi bilgileri manastırlara düşmüş, eldeki eserler rahipler tarafından kopya edilerek saklanmışlardır.

Miladın ikinci asrında o zamanki medeniyet dünyasına şöhreti yayılan, Roma imparator sarayının hekimi olan Bergamalı Calinos hekim (GALENOS) un yazdığı beş yüz kitabın değerini ve onun tıbba olan büyük hizmetini, İbni Sina’nın El-kanun adını taşıyan eserlerinden anlamış bulunuyoruz. Hipokrat hekime (hekimlerin babası) denildiği gibi, Galenus da (kökçülerin babası) unvanını almıştır. Galenus otlardan, köklerden şifalı ilaç yapmakla ün almış ve eczacıların babası sayılmıştır.

İslamlıktan önce yaşadığı kabul edilen ve Evliya Çelebi’nin “aktarların piri” dediği Lokman Hekim, “bitkilerin dilinden anlar ve bitkiler ona hangi dertlere deva olduklarını söylerlerdi” şeklinde kabul görmüştür. Kur’an’da ismi geçen ve 560 yıl yaşadığı söylenen Lokman Hekim’in, birbiriyle konuşan çiçeklerden ölümsüzlük ilacının nasıl yapıldığını da öğrendiği fakat bir vesileyle yitirdiği anlatıla gelir. İslam medeniyeti döneminde İslam hekimleri temelde Yunan ve Hint tıplarının bilgilerinden faydalanmış ve özellikle bitkilerle tedaviye önem vermişlerdir. Hem çeviriler yaparak eski bilgileri yenilemiş hem de kendi buluşlarıyla çağın tıbbına önemli hizmetler vermişlerdir.
Ünlü İslam hekimlerinin bazıları şunlardır:

Osteowell : Kemiklere Güç Ver
  • Dineveri (doğumu 820, ölümü 895)
  • Ebu Reyhan Biruni (doğ. 973, ölm. 1051)
  • İbn-i Sina (doğ. 980, ölm. 1037)
  • İbn-i Baytar (doğ. 1197, ölm. 1248)
  • Davut Al-Antaki (doğ. 1541, ölm.1599)
  • Devamı yarın…

Kaynakça

Prof. Dr. Turhan Baytop, Türkiye’de bitkilerle tedavi, İst. 1999, Nobel Tıp Kitap.

Prof. Dr. Ekrem Sezik, Mised dergisi 3-4, TEB yayını.

Prof. Robert Laffont, C’est la nature qui a raison, Paris.

Prof. Dr. A. Süheyl Ünver, Tıp Tarihi, İstanbul Üniversitesi.
Dr. Maoshing Ni Secrets of Longevity, 2006.

Demirezer, Ö., Ersöz, T., Saraçoğlu., FFD Monografları (Bitkiler ve etkileri) 3. Baskı

Akademisyen Kitabevi, Ankara (2017)

Photo by Igor Son on Unsplash

Bu bilgiler tedavi önerisi değildir ve bir hekim veya eczacıya danışmanın yerine geçemez. Daha fazla bilgi için bir hekime ve/veya bir eczacıya başvurunuz.
×Osteowell : Kemiklere Güç Ver
Osteowell : Kemiklere Güç Ver