Mia Sendromu Nedir? : Türkiye'deki 79 Bin Böbrek Hastasını İlgilendiriyor! | Probiyotix

Mia Sendromu Nedir? : Türkiye’deki 79 Bin Böbrek Hastasını İlgilendiriyor!

Malnutrisyon yani beslenme bozukluğu, inflamasyon yani bakteri, virüs ve toksinlere karşı vücudun verdiği yanıt ve aterosklerozis yani damar sertleşmesi… Genel tanımıyla belirtilen bu üç ayrı durum, son dönem böbrek yetmezliğinde böbrek nakli veya özellikle diyaliz tedavisi uygulanan hastalarda her biri tek başına hastanın yaşam süresi ve kalitesini belirleyen faktörken, üçünün bir arada varlığı hastaları daha şiddetli etkiliyor.

Türk Böbrek Vakfı Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi Başhekimi Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin, bu üç durumun bir arada görüldüğü hastalık olan ‘MİA Sendromu’nun 2000 yılında tanımladığını vurgulayarak konuyla ilgili detayları veriyor. Dr. Görçin; “Son dönem böbrek yetmezliği olan hastalarda bu bulguların varlığı ile kanda proinflamatuar (vücutta etkileşmeyi başlatan zararlı madde) maddelerin yüksek olması arasında bir birliktelik kurularak MİA Sendromu tanımlanmıştır.

“Hastalar en sık kalp-damar hastalıklarına bağlı nedenlerden kaybediliyor”
Son dönem böbrek yetmezliği olan hastalar da, normal popülasyonda olduğu gibi en sık kalp-damar hastalıklarına bağlı sebeplerden kaybediliyor. Kalp-damar hastalıklarında en önemli etken damar sertleşmesi, yani aterosklerozdur. Böbrek hastalarında ise bu durumu arttıran birçok etken vardır.
Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin; “Son 40 yılda özellikle diyaliz başta olmak üzere renal replasman tedavilerinde iyi tolere edilen diyaliz tedavilerinin, yaşam kalitesini arttırması gibi olumlu pek çok gelişme görülmüştür. Ancak buna rağmen hastalardaki ölüm oranı hala yüksektir. Günümüzde ölüm oranının bu yüksekliği MİA Sendromu ile ilişkilendirilmektedir” diyor ve MİA Sendromunu oluşturan üç bileşenin aşağıda olduğu incelenebileceğini aktarıyor.
Malnutrisyon: Kelime anlamı ‘beslenme bozukluğu’dur. Bir veya birden fazla besin öğesinin eksik veya dengesiz alınması sonucu ortaya çıkan hastalıklı bir durum olarak tanımlanır. Diyaliz hastalarında en sık görülen komplikasyonlardan biridir. 100 hastanın 23-75’inde görülür.
Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin:, “Diyaliz hastaları için en yararlı protein kaynağı yumurtadır”
Bir diyaliz hastasının enerji ihtiyacı 35 kcal/gün/kilodur. Bunun da en fazla %60’ı karbonhidratlardan, %30-35’i proteinlerden sağlanmalıdır. Günlük protein ihtiyacı ise günde kilogram başına 1,2 gram olmalıdır. Proteinler hayvansal ve bitkisel olarak ikiye ayrılır. İdeali, günlük proteinin %60’ının hayvansal ürünlerden, %40’ının ise nohut, fasulye, mısır, mercimek gibi bitkisel proteinlerden karşılanmasıdır. En yararlı protein kaynağı yumurtadır. Diyaliz hastaları günde 1-2 tane hem sarısı hem beyazı ile sevdikleri şekilde tüketmeliler.

Oral beslenmenin başarılı olmadığı durumlarda ise enteral beslenme yararlı olur. Damardan aminoasit solüsyonları, nazogastrik sonda takılarak burundan mideye beslenme veya PEG dediğimiz mideye bir giriş yolu takarak beslenme yapılabilir.

İnflamasyon: Vücudun; bakteri, virüs ve toksinlere fiziksel ve kimyasal irritanların hücrelere zararına karşı devamlılığın bozulmaması adına verdiği geliştirilmiş yanıttır. Kronik böbrek yetmezliğinde biriken toksinler hastada devamlı inflamatuar bir ortam oluştururlar.  Kronik böbrek yetmezliği hastaları her türlü inflamasyona normal kişilerden 10 kat daha fazla meyillidir. Böbrek hastalarında inflamasyonun toksinlerden başka sebepleri ise karbonhidrat ve protein oksidasyon (parçalanma) ürünlerinin fazla olması ve atılamaması nedeniyle inflamasyona sebep olmalarıdır. Gene inflamasyonun en önemli belirleyicisi olarak bilinen D vitamini eksikliği, diyaliz hastalarında çok sık görülür.
“Diyaliz ve kronik böbrek yetmezliği hastalarında, kalp – damar hastalıklarına bağlı ölümler normal insanlara göre 10-20 kat daha fazladır”

Aterosklerozis: Kalp, beyin, böbrek ve diğer organların arterlerinde ve aortta oluşan lokal sertleşmeler sonucu oluşan bozukluktur. Aterosklerozise bağlı gelişen kalp-damar hastalıkları tüm dünyada görülen en önemli ölüm nedenidir. Diyaliz ve kronik böbrek yetmezliği hastalarında kalp-damar hastalıklarına bağlı ölümler ilk sıradadır ve normal insanlara göre de 10-20 kat daha fazladır. Böbrek hastalarında kalp-damar hastalıklarının bu kadar yüksek olmasının nedeni malnutrisyon, inflamasyon ve dirençli infeksiyonlara bağlı aterosklerozis gelişimidir.

Kronik böbrek yetmezliği hastalarında kalp-damar hastalıklarına müdahale ve önlemler diyaliz öncesi döneminde yapılmalıdır çünkü bu süre 10-15 yıldır. Diyaliz döneminde birçok toksin de işe katılacağı için tedavi zorlaşır. Kronik böbrek yetmezliği hastalarında albümin gibi CRP düzeyleri de kalp-damar hastalıklarında güçlü bir belirleyicidir. CRP’si yüksek hastalarda kalp-damar hastalıkları ve ölüm riski normallerden yüksektir.

Türk Böbrek Vakfı Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi Başhekimi Nefroloji Uzmanı Dr. Bilal Görçin’in MİA Sendromu ile ilgili hastaları tavsiyesi ise;
–    Tansiyonu normal seyirlerde tutmak (tuzdan uzak durmak)
–    Hastanın şekeri varsa düzenli kontrol edilmeli
–    Kilo almamalı
–    Sigara içilmemeli
–    Doğal gıdalarla beslenmeli

Kaynak : MediMagazin


  • Site İçi Yorumlar