20. Ulusal İç Hastalıkları Kongresi, Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) tarafından 10-14 Ekim 2018 tarihleri arasında Sueno Deluxe Hotel&Kongre Merkezi Belek, Antalya’da gerçekleştirildi. Konrede akut pankreatit tehlikesine de dikkat çekildi

Prof. Dr. Birol Özer yaptığı açıklamada Akut pankreatitin tanı ve tedavisindeki ayrıntıları şu şekilde değerlendirdi:

“Akut pankreatit, karın ağrısı ve pankreas enzim yüksekliği ile karakterize pankreasın inflamatuar bir hastalığıdır. Yıllık insidans 5-30/100.000 kişi arasında değişmektedir. Obezite ve safra taşı artışına paralel olarak dünya genelinde pankreatit sıklığı artma eğilimindedir. Mortalite oranı interstisyel pankreatitte %3 düzeyinde iken nekrotizan pankreatit de %17 düzeyine kadar yükselmektedir. Etyolojide en sık sebep olarak %40-70 safra taşları, %25-35 alkol yer almaktadır. Bununla birlikte hipertrigliseridemi, ERCP işlemi, hiperkalsemi, ilaçlar (azatiopürin, diüretikler, aminosalisilatlar, sulfonamid, östrojen, steroidler) infeksiyonlar, travma, vasküler hastalıklar ve genetik anomaliler de pankreatit sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Etyoloji araştırılır iken ilaçlar özellikle sorgulanmalı ve neden olan ilaç var ise tekrar kullanılmamalıdır. Ancak tüm araştırmalara rağmen %15-25 hastada sebep bulunamaz ve idiopatik pankreatit olarak kabul edilirler. Tanıda 3 kriterden (I; karakteristik karın ağrısı, II; amilaz veya lipazın normalin üst sınırından 3 kat daha yüksek olması, III; radyolojik olarak pankreatit bulguları) ikisinin var olması yeterlidir. Vakaların %80-85’i intertisyel (hafif), %15-20’si nekrotizan (ağır) formda gelişebilir. Hastalığın şiddetini tayin etmede amilaz ve lipaz değeri belirleyici değildir. Biyokimyasal testlerden CRP ve hematokrit değeri erken dönemde hastalık şiddetini belirlemede yardımcıdır.
İleri yaş, obezite, alkolik pankreatit ve erken dönemde inatçı organ yetmezliğinin olması kötü prognoz göstergesidir. Pankreatik nekroz varlığını göstermek için batın CT ya da MR görüntülemesinin 3. günden sonra yapılması gerekir. Tedavide erken dönemde gereği kadar parenteral sıvı tedavisi ve ağrı kesildikten sonra mümkün olan en kısa zamanda oral ya da enteral beslemeye başlanmalıdır. Enfekte olmayan hastalarda proflaktik antibiyotik tedavisinin yeri yoktur. Biliyer pankreatite kolanjit eşlik etmiyor ise acil ERCP gerekli değildir, ancak kolesistektomi pankreatit tablosu yatıştıktan sonra hasta taburcu edilmeden yapılabilir. Tekrarlayan pankreatit atakları pankreas bezinde fibrozis ve atrofi sonucunda kronik pankreatite neden olur. Kronik pankreatit de hastada kilo kaybı, karın ağrısı ve yoğun ağrı kesici ilaç kullanımına sebep olur ve hastanın yaşam kalitesini bozar. Uzun hastalık süresine bağlı olarak da zaman içinde pankreas kanseri riskinde artışa neden olur. Bu yüzden akut pankreatite neden olan etyolojinin saptanıp tedavi edilmesi hem tekrarlayan atakları hem de bezdeki hasarlanmaları önlemek açısından önemlidir. Akut pankreatit geliştiğinde de erken dönemde tanıyıp tedaviye başlamak komplikasyon gelişimini de azaltacaktır. ”

Kaynak : MediMagazin